Erol Taş’ın kahvesi, Esin Yılmazer

Cankurtaran Erol Taş’ın kahvesi, Esin Yılmazer

Trenle Sultan Ahmet’te çıkacak olursanız Cankurtaran’da inmek en iyisi.  Yokuştan yukarı çıktınız mı Ayosofya’nın yanındasınız. Burası 15 dakikada bir geçen tren ile sarsılan, manavı, bakkalı, eski ahşap evleri ile tarihin eteklerinde kurulmuş bir mahalledir… Sokaklarında gezerken eski Türk filminim içine girmiş gibi olurunuz. Köşe başından bir Kemal Sunal, bir Fatma Girik çıkacak gibidir. Adile Naşit ile Minür Özkulun kavga etikleri turşucu dükkânı da köşeyi dönünce karşına çıkacak mı ki… Çıkar belki de…

Trenden indiğiniz de hemen meydanın karşısında bir kahve karşılar. Eski bir mahalle kahvesi. Hemen yanında bir lokanta var. Dış masaları bir birine karışmıştır adeta. İlk bakışta değilmiş dönüşmüş yeni yetme nargile kahvelerini andırır ama içeri girdiğinizde geçmişin soluğunu hissedersiniz. Duvarlarında yeşilçam oyuncularının sayısız siyah beyaz fotoğrafı, eski filmlerin afişleri.

Yeşilçamın kötü adamı Erol Taş’ın kahvesidir. Elli yıl ekmeğini buradan kazanmış ünlü aktör. Elli yıl tanınmış bir sinema oyuncusu olup da geçimini bir mahalle kahvesinden kazanmak… Bu da başka bir şey

Yokuşu çıkmadan Yeşilçam hatıraları arasında bir nefis bir kahvesi içip güç toplamak hiç de fena olmaz doğru. Ama belki siz sadece bu kahveye orta şekerli kahvenizi yudumlamak ve fotoğraf çekmek için geldiniz 🙂

Reklamlar