Yine İngilizce bir başlık attım. Sanırım Türkçesi canımı daha çok yaktığından olsa gerek. Sabah kalkına ilk işim çayı demlek, inerneten bir kaç gazete ve haber sitesinden neler olmuş bitmiş göz atmak.  Bu gün de yine iç karartıcı şeyler vardı. Mecliste kavga, çukurca’da şehit, Antalya’da MEB’in olağan dalveraları, MİT’e kadar uzayan dalga… Facebook ve Twitter’daki yorumlara bakıyorum insanlar galeyan halinde karşı görüşlere nefretini kusmakta.

Devletin, dolayısı ile de onu yürüten hükümetlerin görevi, güven ve istikrarı yaratmak olmalı. Grupların çatışmasını engeleyecek politikalar izlemeli, çatışmadan beslenmemelidir. Ülkeme bakıyorum her yer karanlık. Polis, asker, istikparat, partiler, eğitim, sağlık… geriye ne kaldı bilemem hedef tahtası. Tüm bunlar çürük elmaları ayıklamak adına yapılıdığı iddea ediliyor.  Ortalık toz duman, göz gözü görmüyor. Çürükler ise yerli yerinde çürümeye devam ediyor.  Herkes birbirine düşman, herkes çatışma halinde.  Böylesi sözde demokratik laik cumhuriyetimde geleceği görmek mümkün mü? Hükümetlerin işverenlerinin halk olduğunu unutuğumuz sürecede mümkün olmayacak. Gerçekten bir birimizi dinlemeye başlamadığımız sürecede karanlıkta ağlamaya devam edeceğiz…

Reklamlar