Akra’da Bulunan El Yazması, bizleri ilkelerimizi ve insanlığımızı düşünmeye davet ediyor.

Paulo Coelho 22. Kitabı ile okurlarının karşısında. Brezilyalı yazarın, Simyacı romanı ona dünya çapında ün kazandırmadan önce inişli çıkışlı yaşamı olmuş. İlk gençlik döneminde iki kez akıl hastanesinde yatmış. Ailesinin isteği ile girdiği hukuk fakültesini bir yıl devam ettikten sonra terk ederek, dünyayı dolaşan bir hippilere katılmış. 1960 ve 70 yıllarda hippiler ile birlikte yaşamış, başarılı olmayan ilk romanını bu dönemde yazmış: Hell Archives ve Manual of Vampirism. Yine bu yıllarda kendini uyuşturucuya kaptırmış ve Brezilyalı pop yıldızları Elis Regina, Rita Lee, and Raul Seixas için şarkı sözleri kaleme almış. Romanlarının başarısızlığına rağmen şarkı sözlerinde iyi para kazanmış. Bu alanda iyi bir kariyer edinmiş. Ne var ki İspanya’ya yaptığı seyahat onu tamamen farklı bir yola sürükler.

1982 Coelho’nun yazarlık kariyeri için dönüm noktasıdır, Hristiyan hacılar için büyük önemi olan Saint James yolunda yürürken Hac isimli romanın şekillendirir. Bu kitap fazla etki yaratmaz, fakat Coelho yazarlığı kariyer olarak benimsemesini sağlar. Bu arada bir sonraki kitabının konusunu da bulmuştur. Simyacı,  Arjantinli yazar Jorge Luis Borges’ın 1935 yılında yazdığı “İki Hayalcinin Hikâyesi” adlı kısa hikâyesinden esinlenmiştir. Boger’in hikâyesi Simyacı gibi define peşindeki iki hayalcinin etrafında dönmektedir. 1988’de Coelho’nun kitabını Birezilyalı küçük bir yayın evine satar. Yayın evi ilk baskısında 900 kopya basar ve tekrar basmam kararı alır.

Simyacı’nın dünya çapındaki başarısı Coelho daha büyük bir yayıncı (Rocco) bulduğunda gerçekleşecektir. Rocco yayınevi 1993’de Brida’yı yayınlar, kitap Brezilya medyası tarafından ilgi görür, Coelho kazandığı popülerlik Simyacının muhteşem başarısına ortam yaratmış olur. 1993’de Simyacı Brezilya’nın en çok satanlar listesine girer ve Amerikalı HarperCollins Yayın evi tarafından bu kez 500 000 kopya ile yayınlanır. Simyacı, Guinness Dünya Rekorları arasında girer: O yazarı hayatayken en çok dile çevirisi yapılan kitaptır. 67 dilde 95 milyon kopyası satılır. Uluslararası pek çok ödül alır: 1995’de Fransa’da Grand Prix Litteraire Elle, 2002’de Almanya’da Corine uluslararası en iyi roman ödülü, 2004’de İngiltere’de Nielsen Gold kitap ödülü…

Simyacı’nın beklenmedik başarısı Coelho’ya dünya çapında ün getirdi ve bir çoğumuz da bu sayede onunla tanıştık.. Coelho’nun yaşam öyküsü ile Simyacı arasına açık bir benzerlik görülmektedir. Santiago çoban olarak rahat bir yaşam sahipken her şeyi bırakıp bir hayalin peşinden sürüklenir. Coelho’da yazmak için başarılı söz yazarı kariyerini bırakmıştır. Zorlu yolcuğunun sonunda dünyadaki en popüler yazarlar arasına girmiştir.

Coelho “Akra’da Bulunan Elyazması”nı geçirdiği önemli bir sağlık sorunun ardından kaleme aldı. Roman yazarın Halil İbrani’nin Ermiş isimli eserine saygı duruşu niteliğinde. Aslında esereri  uzun hikâye veya novella olarak adlandırmaj daha doğu olacak.

Çok çabuk okunuyor, etkisinden uzun süre kurtulunamayan bir anlatımı var. Bölümler arasında ki boş sayfalar, sessizlik,  bir anlatım ögesi olarak kullanılmış. Okuru  öyküye katarak ve Kıptinın sözleri üzerinde düşünme fırsatı sunarak aktif okumaya imkan veriyor.

Her şey yok edildiğinde geride hangi değerler kalmakta?

Anlatıcımız Kudüslü Hristiyan bir gençtir. Kitap boyunca onun hakkında fazla şey öğrenemeyiz. 21 yaşındadır ve kendini seven bir kadınla evlenmiştir. O güne kadar huzur dolu, komşuları ile barış içinde yaşam sürmüştür.  Tarih onun ailesi için 14 Temmuz 1099 olduğunu söyler. Çocukluk arkadaşı Yakup için 4859, İbn el-Esir için 492dır . Kudüs halkları tarihleri ve tanrıya inanışları farklı olsa da gül gibi geçinip gitmektedirler. Ama o gecenin sabahında her şey değişecektir. anlatıcının amacı Kudüs’ün barış içinde geçen son gecesini bizlere aktarmaktadır. Haçlı orduları şehrin kapılarına dayanmıştır ve ertesi sabah büyük bir çarpışma olacaktır ve o güne kadar süre gelen huzur içindeki yaşamlarının sona erecektir. Bu sona eriş hem bir çoklarının hayatını kaybedeceği, hem de şehre hakim olan huzur ve hoşgörünün biteceği anlamına gelmektedir.

Kudüs’ün haçlı ordusunu istilasına hazırlandığı o gece belki de hayattaki son geceleri olacaktır, ertesi gün onlardan çok daha üstün bir ordu her şeylerini yok edecektir. Kıpti adı ile bilinen Yunanlı, Kudüslülere bir çağrıda bulunur ve birçokları buna uyarak şehrin meydanında toplanır. Anlatıcımız olan genç Kudüslüde bu kalabalığın içindedir, oradaki konuşmaları bizlere aktarmaktadır.

Kıpti’nin Kudüslüler ile yaptığı diyaloglar bir bakıma platonun devletindeki Sokrates ile diyaloglarını çağrıştırmaktadır. Kıptı meydanda toplanan Hristiyan, Yahudi ve Müslümanlarda oluşan Kudüs halkı çarpışmaya nasıl hazırlanacaklarına dair derse katılacaklarını düşünerek gelmiştir. Ancak Kıpti onlara bunu anlatmaz.

Evet, beklenen yenilgi çok yakındır, fakat Kıpti insanların günlük yaşamdaki mucizeleri araştırmasını, çekişme ve zorlukları unutmasını istemektedir. Onları günlük hayatın içindeki bilgeliği, aklı aramaları için yüreklendirmektedir.

Kitap tarihsel belgeleri ve olayı kaynak alması nedeni ile kurgu nerede başlamakta ve nerede bitiği sorusu akla gelmektedir. Bunu ayırt etmek yazar için bile zordur. Gerçek hayata da öyle değil midir? Kurgu ve gerçek arasında bir çizgide yaşamaktayız. Çoğunlukla da bu ikisi birbirine karışır. Kimi zaman kurgu olan şeyler bizlere geçek gelir. Gerçek olaylar ise öylesine hayret vericidir ki kurgu olduklarını düşünürüz. Coelho bir röportajında romanın değerler hakkında olduğunu, değerlerinse asla kurgusal olmayacağı vurgular ve ekler Değer zamanı aşıp bize ulaşırlar, der. Akra’da Bulunan Elyazmaları da Paulo Coelho aracılığı ile bin yıllık bir zaman dilimini aşarak bizlere ulaştı.

Reklamlar