Alice

Altın suyunda o ikindinin
      sürüklüyordu aheste
Minimini elleriydi çünkü;
    küreklerin ikisi de,
Ve şapkası kirazlı bir kaptan
Oturmaktaydı dümende.

Ah, insafsızlık, ah! O saate!
  Hava desen, ağır hikaye,
Zaten zor nefes alıyor adam,
  Tutturulur mu masal diye!
Lakin üç şamatacıya karşı
  Uykulu bitik ses neyliye!

Az sonra suspus kesilip birden
   Başlarlar bir garip seyrana
Ve o düş çocuğunun ardından
   Düşler düşlerin ardına;
Kurtla kuşla bi kaynaşırlar ki,
   Kandılar sanırsın yalana.

Ve hayal kuyuları anlata
   Anlata suyunu çekince
Ve soluğu kesilmiş masalcı,
   “Arkası yarın” deyince
“Yarın şimdi!” diye çığrışırlar,
   Şenlik sanki kırk gün kırk gece.

Böyle böyle olmuştu bu masal,
   Dünyamızdaki bu Düşistan;
“Daha anlat! Daha anlat!” derken.
   Kitabı ettik mi tamam!
Eve dönerken güle oynaya,
  Güneş batıyordu batıdan.

Alis, bu gülibrişimden öykü,
  Hanımellerine emanet!
Batıp gitmiş bir adada tut ki
  Derlendi bu solmuş demet,
Onu hülyalarınla iç içe
  Çocuk belleğine nakşet!

Lewis Carroll
Çeviren: Can Yücel

 

Reklamlar