Kendime sorup duruyorum, “gerçekte öğretmenlik nedir?” diye. Uzun uzadıya düşünüyorum, bu sorunun cevabını. Öğretmenlik tuluat dır. Öğretmen tuluat sanatçısıdır, sınıfta onun sahnesi. Doğaçma yapar, tüm katılımcıların oyuna dahil ederse başarılı olur. Onlara kendi yollarında ilerlemeleri için ışık olur.

Öğrenciler öğretmene ait olanları değil de kendinlerine ait olanları ifade edebilirlerse yeni şeyleri keşfederler ve öğrenirler. Onları tekrarlamanın ötesine geçip kendilerine özgü yollarla ifade edebildiklerinde öğrenirler. Eğitim, şiir gibi ve müzik gibi kısacık ama  içinde bir çok şey barındırır. Tardis* gibi dışardan Küçücüktür ama içerden kocaman. Karmaşıktır.

Öğretmenlerde plan yapmaları ve ne olursa olsun müfredata sadık kalmaları istenir. Asla doğaçlama yapmamalı, ders planını takip etmelidirler. Onlarda standartları karşılamak için plan yapar. Gerçek öğretme ve öğrenme süreçlerini boş ver. Dersi takip et! Müfredatın gerisinde kalma! Oysa sınıfın içi bambaşkadır, orada öğrencilerinin soruları, gerçek öğretme ve öğrenme süreçleri vardır. Dansçı kadar kıvrak olmalı. Usta bir sürcü gibi hızla, yolun durumuna göre vites değiştirmelidir.Kimi zaman ağır, kimi zaman hızla yol alabilmeli, asla ve asla direksiyon hakimiyetini kaybetmemelisin. Yani anın getirdiklerinine göre, doğaçlama yapılması kaçınılmazdır.

Doğaldır ki herkes, oyuna dahil olması gerekenler, oyunun bir parçası olmak istemeyeceklerdir. Öğrenciler ödevlere boş verirler. Neden vermesinler ki, ödevlerin ne zaman sosyal yaşamlarına bir getirisi oldu ki. Onlara göre ödevler yaşamlarından en güzel anları çalmakta, eksilmekte. Okul yönetimleri ise anlık yönelimlere/akımlara boyun eğer, öğrencilerin akademik başarıları için doğu olanı yapmayı ihmal ederler. Kaç okul yöneticisi  uygunsuz ve/veya tehlikeli davranışları işaret eden disiplin cezlarını  iptal ederek  öğretmenlerin desteklemeyi  red etmiştir; veya bunun tam tersi çoğunluğu memnun etmek için disiplin cezaları vermiştir. Yöneticiler herkesi memnun etmek adına o andaki politik rüzgara kapılı verebilirler. Anababalar çocukların ilk öğretmenleridir. Zaman zaman bu iş onlar için çok zorlayıcı olur. Çocuklarlarını evde kalmalarına izin veren; hastalıkları konusunda yalan söyleyen; çocuklarını doğru düzgün beslemeye ve giydirmeyen; veya onları okul başarıları konusunda hazırlamayan anababalar yok mu? Diğer bir değişle ebeveyinlik görevini okula bırakanlar,  Ta ki öğrencilerin akademik çıkarları konusunda fikir ayrılığına düşene kadar. Öğretmenleri de buna dahil edebiliriz. Evet, bazı öğretmenler çok farklı nedenden dolayı işini yapmaz.  Tükenmişlik, politik yönelimlerin ihtiyacını karşılamak, boş vemek ve umursamama. Azınlıkta olsalar dahi böylesi öğretmenler mevcut. Politikacılar kesinlikle öğrencilerin düşünmesini istemez. Düşünmek onlar için tehlikelidir. İstekleri karşıla, ders planını takip et, gerçek öğrenmeye itibar etme. Bunlar onlar için yeterlidir. İşte öğretmen olarak senin tüm bu gönülsüz seyirci oyuna dahil etmesi gerekmekte. Fazlası ile zorlayıcı bir durum.

Unutmayalım sınav kağıdını düzelmek çok kolaydır, zor olansa öğrencinin ifade ettiği veya yazdığı şeyin üzerinde düşünmek ve uygun şekilde değerlendirmektir. Ayrıca, Standartlaştırmaya çalışmak gerçek öğrenmeye ters bir süreçtir. Öğrencilerin nerede olduğuna önem vermeden aynı şeyi düşünmelerini, aynı yerde olmalarını beklemek, bireyselliği boş vermek anlamına gelir ki bizler artık biliyoruz her öğrenci kendine özgü ve biricik. Öğretmenlere şunu söyleyebilirim; kendiniz olun, doğallığınız öğrencilerinize yol gösterecektir. Cesur olun, görüşünü açık olarak ifade etmekten korkmayın. Sanatınızı ortaya koyum. İşte o zaman gerçek öğrenme, büyüme ve gelişme tezahür edecektir.  

*Doctor Who’nun uzayda ve zamanda yolculuk ettiği gemisi

Reklamlar