Okul Seçme zamanı ve siz çocuğunuzu hangi okula vereceğiniz konusunda kararsızsınız. “Çocuğumu Hangi Okul  vermeliyim?” Sorusu şu günlerde kafamızı fazlası ile meşgul etmekte. Çocuğunuz için doğru programın bilmek, onun için uygun olanı bulmak  istiyorsunuz. Kısaca onun için en iyisini istiyorsunuz. İlkokul için çok farklı seçenekler söz konusu değilken, çünkü izlenmesi zorunlu olan milli bir programımız var, okul öncesinde çok farklı seçenekler ile karşı karşıyayız.

Her çocuğun farklı yollara ve farklı öğrenme hızına sahiptir. Bizler yaşamımız boyunca tahmin edilen bir sıralama içinde beceriler geliştiririz. Her birimiz doğuştan gelen kendine özgü özelliklere sahibiz, bu özellikler emsalsiz günlük deneyimler ve etkileşimler yolu ile gelişmekte. Her çocuk eşsiz bireylerdir ve öğrenme her bir bireyin kendi karakteri, becerileri ve olanakları bağlamında meydana gelir.

yüksek kaliteli anaokulu nasıl bir yer, hangi özelliklere sahip? Bilimsel araştırmalar ile yüksek kalitedeki bir anaokulunun sahip olması gereken bir dizi özellik tespit edildi. Şimdi onları gözden geçirelim. Bu özelliklere bakarken seçeceğimiz okulun nasıl bir yer olması gerektiği konusunda fikir edinmiş olacağız.

  1. Çocuk gelişimi programına sahip olması: Yüksek kalitede bir programda olması gerekenlerin başında, çocuk merkezli aktivitelerin ve aktif öğrenmenin çok önemli yer tutmasıdır. En iyi okul öncesi etkinliler çocukların doğuştan sahip oldukları merak üzerine inşa edilenlerdir. Sahip oldukları ve gelişmeye başlayan becerileriyle uyumlu, belirlenmiş tek bir yöntemle sergilemek yerine keşfetmeye ve farklılaştırmaya izin veren etkinliklerdir.
  2. Öğrenme gelişimsel değişim sürecidir: Öğrenme bildiklerimizle bağ kurarak ve yeni bilgiler ekleyerek öğrendiğimiz, gerekirse önceki düşüncelerimizi değiştirdiğimiz bir süreçtir. Çocuklar sadece bir şekilde bir şeyler anlattığımızda öğrenme gerçekleşmez. Öğrenmek için görmeli, kendi kendilerine yapmalı, yetişkinler tarafından  yüreklendirilmeli ve düşünceleri sorgulanmalıdır.Çocuklar bir sonraki adıma geçmeden öğrendiklerinden emin olmalı, onlara güven duymalıdır.
  3. Yetişkin desteği ve çocukların öğrenmelerinin geliştirilmesi: Yetişkinler çocukların bilgilerini ilk doğrulayıcısı ve destekleyicileridir. Böylece düşüncelerini geliştirir ve bir sonraki seviyeye taşımalarına yardımcı oluruz. Yetişkin/öğretmen her zaman destekleyici olmalıdır.
  4. Yetişkin çocuk oranı: Araştırmalar yetişkin başına düşen  çocuk sayısının düşüklüğü, sınıfta daha iyi yetişkin-çocuk etkileşimi sağladığını göstermektedir. Okul öncesi dönemde bu oranın 1 yetişkine 10-12 çocuk olması makul olandır.  Ne yazık ki ülkemize yasaların izin verdiği sayını bunun çok üzerinde olduğu görüyoruz. 26 Temmuz 2014’de Resmi gazete’de yayınlanan 29072 sayılı   Milli   Eğitim  Bakanlığının Okul Öncesi̇ Eği̇ti̇m ve i̇İköğreti̇m kurumları yönetmeliği  sınıflardaki  öğrenci sayı  en fazla 20  , bazı durumlarda 25 olabileceği yazmaktadır.
  5. Eğitimli personel. Okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan personelin çocuk gelişimi ve okul öncesi eğitim alanlarında eğitim almış olması gereklidir. Yine araştırmalar yüksek öğrenim almış öğretmenlerin mesleki gelişimlerine daha fazla önem verdiğini göstermektedir. Milli eğitime bağlı kurumlarda dört yıllık fakülte mezunu ve formasyonun tamamlamış öğretmenlerin çalıştırılması zorunluluğu vardır. Ancak uygulamada bazı açıklıkların olduğu da muhakkak. Tercih etiğiniz kurumun diplomalı öğretmen çalıştırdığına emin olunuz.
  6. Denetimsel destek ve hizmet içi eğitim: Kaliteli personele sahip olmanın dışında program yöneticileri devam eden ve uygun olan eğitimleri düzenlemede kilit rol oynar.Öğretmenler becerilerini geliştirmek ve erken çocukluk ile ilgili bilgilerini güncel tutmak ve yeni olandan haberdar olmak için düzenli eğitim almalıdır.
  7. Anababaları işe dahil etme: Anababaları çocukların öğrenimleri boyunca eğitimlerine dahil etmek kaliteli eğitimin olmazlarındandır. Genellikle zaman okul etkinliklerine katılmakta en büyük engeldir.Veliler katılım için sıklıkla bir çok mani öne sürer, yüksek kalitede programlar her zaman için bu sorunun üstesinden gelecek yaratıcı çözümlere sahiptir.  Ailelere katılımı için bir çok imkan sunarlar.
  8. Ailelerin ve çocukların eğitim dışındaki ihtiyaçları konusunda da duyarlılık sahibi olmak: Günümüzde aileler bir çok talep ve stresle baş etmek zorunda. Çocuklarının eğitimleri konusundaki endişelerine ek olarak, finansal, sağlık, sosyal ve yasal sorunla uğraşmak zorunda. Okul programlarından direk olarak tüm bu sorunları karşılaması beklenemez. Ancak toplumun bir parçası olarak, kaliteli programlarda personel aileler bu konularda da yardımcı olabileceklerinin farkındadırlar.
  9. Gelişimsel olarak uygun değerlendirme süreçleri… Değerlendirme iki ana amaç vardır, programın değerlendirmesi  ve çocuğun gelişiminin değerlendirmesi. Yöneticiler program değerlendirmesini kurum politikalarını ve personel gelişimi için kullanırlar. Öğretmenler çocukların değerlendirmesini çocuklara bireysel olarak ve grup olarak uygun eğitimsel aktiviteleri planlamak için kullanır. Değerlendirmede sonuçlar eksiksiz ve doğru olmalıdır, objektif ve gözlemlenebilir davranışları dayanak almalıdır. Dahası program uygulamaları ve çocukların gelişimini araştırılarak program felsefesi ve hedefleri ile tutarlılığını tespit edilebilsin.
Reklamlar