Bir zamanlar zeytin ağaçları vardı üzerimde. Onlara nispet edercesine yanı başımdaki dikenli tellerin ardında barut üretirlerdi.. Telin bir yanında kırmızı fesliler,  diğer yanında kısa pantolonlu çocuklar…

Derken  büyük savaşın haberleri gelir oldu. Sonra gri üniformalı davet-sizler çadır kurdu, dilleri farklı yürekleri aynaydı ya yine de çadırlarını toplayıp gittiklerinde bayram oldu.

Yeşil üniformalıların kıyısında nöbet tuttuğu tel örgünün ardında barut üretmeye devam ettiler ta ki o son patlamaya kadar. Önce üniformalılar gitti sonra tel örgüler kalktı. Yavaş yavaş yükseldi, gökyüzüne binalar.

Önceleri paçavradan topun peşinde koşardı yırttık pabuçlu kısa pantolonlu çocuklar. Sonra toplar meşin, ayakkabılar krampona döndü. Zeytin ağaçları gideli çok olmuştu, derken çocuklar da uğrayamaz oldu. Dizi dizi arabalar sardı üzerimi.

Ve bir sabah erken saatlerde koca koca makinalar girdi, bağrımda dipsiz  bir oyuk açtılar, çevresinde ne varsa yuttu oyuk. Ve içinde yükseldi, devasa alışveriş merkezi.

Zeynep Esra

Reklamlar