Sokakta hava kararana kadar oyun oynadığını hatırlayan var mı? Ya da hava şartları uygun olmadığında evinizde veya gizli yerlerinizde hayali oyunlar oynadığını.

Ne yazıktır ki çocukların özgürce seçimler yaptığı ev içinde ve dışarıda oynadığı oyunlar tehlike altında. Git gide dışarıda oyun oynamak çocuklar içime tehlikeli hale geldi, çocuklar eve tıkılıp kaldılar. Evde ve okulda televizyon, DVD, bilgisayar oyunları ve şiddet içeren oyuncakların bombardımanı altındalar. Teknolojik iletişim araçları sadece çocukların hayalı oyunlarına değil ders dışı etkinliklerine hatta derslerine sekte vurdurmakta, engellemekte.

Yaratıcı oyunlara zaman ayırmanın gerekliliğini söylemeye gerek var mı? Onların çocuklarımızın yaşamına kattıklarını dillendirmeye.

Televizyon, video ve bilgisayar çocukların sadece ekrana bakarak izledikleri şeyler, diğer duyularını kullanamaya ihtiyaç duymadıkları araçlar. Araştırmalar çocukların ortalama dört buçuk saatlerini bu türlü etkinliklere harcadığını göstermekte.

0-3 yaş dönemi çocukların beyin gelişimlerinin büyük bir bölümün tamamlandığı bir dönem olduğu için çok önemlidir. Bu dönemde çocukların televizyona maruz kalmaları dikkat sorunu ve bunu takiben dikkat ve hiperaktivite bozukluğu ile karşı karşıya kalmalarına neden olmakta.

Amerika Birleşik Devletlerinde 2010 yılına yapılan bir araştırma iki yaşın altındaki çocukların %43’ü her gün televizyon izlemekte, 4-6 yaş arası çocukların ise %90’ı ortalama iki saat ekran karşısında.

İkinci bir noktada şiddet içeren programların izlenmesinin daha az yaratıcı oyun oynanmasına, daha çok şiddet içeren yaratıcı oyunların oynanması neden olmaktasıdır. Çocukların oyuncaklarının büyük bölümü televizyon programlarını temel alan oyuncaklar oluşması, oyunlarında televizyonda izledikleri reklam, filim ve dizileri tekrar etmenin ötesine geçmeleri olası değil. Bu noktada sahip oldukları oyuncakların niteliği de çok önemli.

Diğer bir nokta da şiddet içeren medya ve içerikler ile zaman geçiren çocuklar daha az aktivitede bulunuyor olması. Bu da onların kendilerini şiddetdolu ve çok daha kızgın hissetmelerine neden oluyor. Nitekim, şiddettin yükselişi üzerinde ciddiyetle durulma ihtiyacına karşın çocuklar bununla başa çıkma becerileri yetersiz kalmakta. Bu durumla tek başlarına başa çıkamazlar ve kesin yetişkin desteğine ihtiyaçları var.

Oyun üzerindeki diğer önemli bir tehdit eğitim personeli tarafından yaratılmaktadır. Ana sınıflarında yaşanan bunalım çocukların günlerinin önemli bir bölümünü okuma-yazma ve matematik derslerine, standart testler ve teste hazırlık alıştırmalarına ayrılmasıdır. Çocukların neredeyse oyun oynamaya ve seçimler yapmak  için yarım saatleri belki de daha az zamanları kalmakta. Aynı durum anaokullarındaki küçük yaş grupları içinde geçerli. Bu türden zorlamalar, çocukların zihinlerini baskı ile alfabe ve sayılar ile ilgili bilgileri tıkıştırmak ilkokul ileriki yıllarında olumsuzluklara neden olmakta.

Zeynep Esra

Reklamlar