Happy children learning in classroom Premium Vector

 

Biz öğretmenler, her gün farklı nedenle öğrencilerimizle  konuşma fırsatı yakalarız. Ne var ki; çoğu zaman, günlük karmaşa içinde  aktif öğrenme fırsatı yakaladığımızı fark etmeden  sadece öğrencimizin ihtiyacını karşılamak için bunu yaparız.  Günlük program içinde öğrencilerimiz ile yaptığımız her konuşma, aktif öğrenme fırsatı olarak görmeli, kendimizi bu konuda koşullandırmalıyız.  Her gün kendimize  farklı bir öğrenciniz ile konuşma hedefi koyarak ve öğrencilerimizle yaptığımız diyalogları irdeleyerek sınıfınızda farklılık yaratabiliriz.


Yedi yaşındaki bir öğrenci sınıf akvaryumundaki balığın yüzüşünü gözlemliyor. Balıkların suyun altında nasıl nefes aldığını merak etmeye başlıyor. Bunu hisseden öğretmen ona yaklaşıyor ve aralarında şu konuşma geçiyor.

Öğretmen: Balıkla ilgilendiğini görüyorum.

Çocuk: Evet, fakat… -çocuk balığa bakar ve kafasını kaşır.

Öğretmen: Bir sorun mu var?

Çocuk: Şu anda orada nasıl nefes alıyor -akvaryumun camına parmağını dayar.

Öğretmen: Sen nasıl nefes alıyorsun?

Çocuk: -bir kaç kez nefes alır verir- İşte böyle ağzımdan nefes alıyorum. Buna ne diyorduk?

Öğretmen: Ciğer

Çocuk: Evet, hava ciğere gidiyor ve ben nefes alıyorum. Fakat balıkların orada hiç havası yok ki  sadece su.

Öğretmen: İzin ver açıklayayım. Biliyorsun havanın içinde senin nefes alman için gerekli bir şey var.

Çocuk: Oh evet biliyorum! Oksijen. Bitkilerin ona ihtiyacı var ve insanların.

Öğretmen: Balıklarında oksijene ihtiyacı var.

Çocuk:Ama o suyun içinde, su ciğerlerine gitmiyor mu? İşte böyle -Suyun içinde nefes alır gibi yapar ve ses çıkarır- gulu gulu…

Öğretmen: Hıım -öğretmen güler- balıklar bazı özel yardım ile oksijeni sudan ayırabiliyor. Balıkların ciğerleri yok, solungaçları var.

Çocuk: Ohh! böylece bizim oksijeni havadan aldığımız gibi balıklar oksijeni suyun içinden alabiliyor.

Öğretmen:  Tamamıyla! Kafasının iki yanındaki solungaçlarını görebilirsin

Çocuk birkaç dakika daha balıkları izlemeye devam eder.


 

Aktif öğrenmenin beş ögesini hatırlayalım ve yukarıdaki konuşmanın öğrenmenin beş ögesini içerip içermediğine bakalım.

Aktif öğrenmenin ögeleri şunlardır:
1. Seçim,   2. Materyal,   3. Dil,   4. Manipülasyon,   5. Destek

Seçim: Çocuklar ilgilendikleri şeylerin yaratılmasında özgürlük tanındığında,  daha fazla etkinliğe katılım gösterirler. Bir öğretmen çocuklara ne yapacağını tamamı ile söyleyerek öğrenmesini kısıtlar. Bunun için çocuklar ne yapacaklarına kendileri karar verirler.

Manipülasyon: Çocuklar elleri ile çalışarak daha çok şeyler öğrenirler. Materyallerin özelliklerini keşfeder, bu yolla belirli kavramları ve ilişkileri öğrenirler (Yumuşak-sert, hafif-ağır gibi).

Bu beceriler çocuklar araştırma ve incelemeyi keşfettiklerinde oluşur.  Bu nedenle çocuklara anlatım yolu ile öğrenmesinin yerine yaşayarak öğrenmesine fırsat verilmelidir.

Dil: Çocuklar, diğer çocuklarla ve öğretmenleri ile ne yaptıkları, nasıl yaptıkları hakkında konuşur ve bu yolla bilişsel ilişkileri, problem çözme yollarını sezinlemiş olurlar.

Materyal: Sınıf  içindeki bulunan materyaller  çok fonksiyonlu, farklı şekillerde kullanılabilir farklı eşya ve malzeme olmalıdır,

Destek: Öğretmenleri  ve arkadaşları  çocukları anlar,  onları problemlerine yaratıcı  çözümler bulmaya teşvik eder. Öğretmenleri  çocuklara seçimler tanır, çocukların etkinliklerine katılırlar. Çocuklar ile oyunları  ve yaptıkları çalışmalar hakkında konuşmak, dinlemek ve seyretmek içim  zaman ayırırlar.

Yukarıdaki diyalogda öğretmen öğrencisinin içinde bulunduğu karmaşayı hissediyor ve bunu öğrenme fırsatı olarak görüyor. Öncelikle öğretmen öğrencilerine hangi konuyu işleyeceğini söylemek yerine sınıfını farklı nesneler ile donatmış,  akvaryum koymuştur. Böylece öğrenciye  sınıf içindeki ilgileneceği farklı eşyalar sunarak seçim yapması için fırsat verilmiştir.

İkincil olarak akvaryum öğrencinin dokunup gözlem yapacağı bir yerdedir. Bu ona materyallerin özelliklerini keşfetme, belirli kavramları ve ilişkileri öğrenme fırsatı sunmaktadır. Böylece çocuk materyalleri manipüle, etme ustalıkla kullanma şansına sahip olur.

Üçüncü olarak, sınıfta akvaryum bulunması öğretmenin öğrencilerinin öğrenmelerini destekleyecek uygun materyaller ile donattığı bir öğrenme ortamı hazırladığını göstermektedir.

Dördüncü olarak, konuşmanın ilerleyen kısımlarında öğretmen öğrencisinin balığın nasıl nefes aldığını merak ettiğini öğreniyor ancak ona bilgiyi direk olarak vermek yerine geçmiş bilgileri ile bağ kurup keşfetmesine fırsat veriyor. Bunu  yaparken dili kullanıyor.

Son olarak öğretmen öğrencisinin merakını fark etmiş, sorular sorup balığı gözlemlemesi için fırsat yaratarak öğrenmesini desteklemiştir.

Reklamlar